89
bu dünyayı terk ettikten sonra
hiçbir anlamı kalmadığının
kanıtı gibiydi. Hayatı boyunca
yaklaşık 100 konçerto ve 40
sonatın sahibiydi. Yazdığı
söylenen 90 opera eserinden
ise günümüzde yalnızca
50’ye yakın eseri kaldı. Barok
döneminin klasik döneme
geçişindeki en keskin viraj
olmaz özelliği de taşıyan
Antonio Vivaldi, müziğindeki
net anlatımı, ritimlerinin canlılığı
ve müzik konusundaki sınırsız
dehasını notalarına aktarışıyla
yalnızca ölümünden yıllar
sonra hakkında araştırmalar
yapan J.S. Bach’a değil başka
birçok besteciye de örnek
oldu. Ruhunu ve yeteneğini
katarak şekillendirdiği notalarla
çizdiği resimler arasında onu
“Vivaldi” yapan “Dört Mevsim
Konçertosu”ydu. Bugünün
teknolojisine kadar uzanan
bu eserde her mevsim için
birer sone koymuş; gök
gürültüsünden baharın
cıvıltılarına, kar fırtınalarından
kavurucu yaz güneşine
doğanın her halini müzikle
ifade etmişti. 1723 yılında
bestelediği bu eseri yıllarca
eşsiz bir keman konçertosu
olarak anılmaya devam etti ve
ünlü müzisyenler tarafından
defalarca yorumlandı. Vivaldi,
her mevsimi, her notayı
özenle bir araya getirerek
öyle büyük bir hassasiyetle
anlattı ki; bu konçertoyu
dinlemek, bir mevsimin tüm
detaylarını hissetmek ve o
mevsimi yaşamak anlamına
geldi. Dondurucu bir soğuğun
ortasındaki rüzgar, soğuğa
rağmen yaşamak için ısınmaya
çalışan insanların çaresizliği,
dışarıdaki yağmura ve
fırtınalara inat evlerde yanan
şömine ateşinin sıcaklığını
hissetmek…
Buz tutmuş suların üzerinde
yürümeye çalışan, kimi
kayarak kimi düşüp kalkarak
ilerlemeye, belki evine belki
işine gitmeye çalışanları
görmek… Kış mevsiminin
yüklendiği tüm anlamları kış
sonesinde bulmak mümkün.
Sonbaharda başlayan
rüzgarlar, onların savurduğu
sararmış yaprakların hışırtısı…
Yakıcı bir güneşle enerjisi
azalan doğa, her şeye rağmen
şarkılarını söylemeye devam
eden ağustosböceklerinin
süslediği yaz mevsimi…
Yeniden başlamanın en
yeşillenmiş hali ilkbahar… Kış
uykusundan uyanmanın, sert
ve soğuk geçen bir mevsimin
tüm yorgunluğunu, ağırlığını
atmanın, yeniden başlamanın
en güzel bahanesi… Tüm
bunlar ve hatta sınırını
yalnızca hayal gücünüzle
belirleyebileceğiniz kadar
fazlası, gözlerinizi kapatıp
Vivaldi’nin “dört mevsim”ine
teslim olmanızla gerçekleşiyor.
Hayalinde canlandırdığı
resimleri notalara dönüştüren
bir dehaydı Antonio Lucio
Vivaldi. Adından ayrı anılmayan
en ünlü eseri “Dört Mevsim
Konçertosu” ise bunun
en açık kanıtı oldu. Tüm
mevsimlerin, kendine has
özellikleriyle detaylı olarak
anlatıldığı konçertoda,
notaları tıpkı bir ressamın,
bir manzarayı tablo üzerinde
canlandırırken kullandığı fırçası
gibi kullanmıştı. Anlatmak
istediği tüm detayları,
insanların içine işleyerek
hissettirmeyi ve duygularını,
eserlerini dinleyenlere notaları
kullanışındaki ustalığıyla
anlatmayı başardı. Görülmeye
değer bulduğu manzaraların
resimlerini notalarla çiziyor,
hayal gücündeki güzellikleri bu
yolla herkesle paylaşıyordu.
Belki onu ölümsüz yapan en
belirgin özelliği de buydu.
technology of today, Vivaldi had
managed to express every form
of nature in his sonnets from the
thunderstorms to the chirping
of birds in spring, from snow
storms to the scorching summer
sun. This piece that he had
composed in 1723 continued to
be commemorated as a unique
violin concerto for many years
and was interpreted by famous
musicians countless times.
Vivaldi told each season with
such sensitivity that listening to
this concerto meant feeling all
the details of a season and to
experience that season. Feeling
the desperation of people who
are trying to warm up amidst the
biting wind and cold as well as
the hot fire in the fireplace that
keeps on burning despite the
rain and storm outside.. Seeing
the people who are trying to
walk on frozen lakes, who fall
down and get up to maybe
reach their homes or work… It is
possible to find all the meanings
of the winter month in the winter
sonnet. The winds that start in
autumn, the rustle of the leaves
scattered around by the wind…
Nature losing its energy under
the biting sun and the summer
season adorned with the cicadas
that continue to sing no matter
what… The green form of starting
afresh: spring… The best excuse
for waking up out of winter sleep
and start anew by shaking off
the tiredness of a hard and tough
season… All of these and even
those that are limited only by your
imagination take place when you
close your eyes and surrender to
the “four seasons” of Vivaldi.
Antonio Lucio Vivaldi was a
genius who could transform
the pictures in his mind into
notes. His most famous piece,
the “Four Seasons Concerto”
is the best proof for this. In the
concerto depicting each season
with details of its own, he used
the notes like an artist uses his
brush to draw a scenic painting.
He succeeded in expressing
all the details by touching
people deeply and using notes
skillfully. He drew paintings of
sceneries worth seeing using
notes and shared the beauties
in his mid with everyone else.
Maybe this was the most distinct
characteristic that made him
immortal.