Dergi Bursa Aralık/Ocak 2013 - page 50

48
yapılan ilk tulumbadan sonra,
1714 yılından itibaren bu icadın
en kullanışlı hale getirilmesi için
çalışmalar başladı. 1720 yılında
bir kethuda, bir katip, bir çavuş
yamağı, bir odabaşı, saka ve
50’den fazla tulumbacıdan
oluşan ilk tulumbacı teşkilatı,
aynı zamanda ilk “tulumbacı
başı” olan Davud Ağa’nın
önderliğinde kurulmuş oldu.
Ancak 1826 yılında yeniçerilikle
birlikte bu teşkilatta
kaldırılınca, halk kendini
yangınlardan korumak için
semt tulumbacıları kurmaya
başladı. Bu iyi niyetli ama
düzensiz oluşum bir süre
devam etse de, gerçekleşen
büyük Hocapaşa yangınından
sonra, düzenli ve ciddi bir
teşkilatın gerekliliği ortaya çıktı.
Böylece Asakir-i Mansure-i
Muhammediye’ye bağlı olan
yarı askeri bir tulumba teşkilatı
kuruldu. Çıkan her yangın
sebep olduğu felaketlerle,
kurulan teşkilatlarda ve
alınan önlemlerdeki başka
bir eksikliğin fark edilmesine
de neden oluyordu. Tanzimat
dönemiyle birlikte 1869
yılında, belediyelerin de dahil
olduğu müdahaleler başladı.
Mahallelere tulumbalar
dağıtılarak, semt tulumbacı
ocakları tesis edildi. 1874
yılında kurulan, Cumhuriyet
dönemine dek hizmet veren
Askeri İtfaiye Teşkilatı,
4 nizamiye ve 1 bahriye
taburundan oluşuyordu.
Cumhuriyet ile birlikte,
günümüzde “İtfaiyeciler
Haftası” adıyla yapılan
kutlamaların başladığı 25 Eylül
tarihinden itibaren yeniden
yapılanma dönemi de başladı.
Tulumbacı ocakları yaptıkları
işe gönül vermiş insanların
bir araya geldiği, sınırsız
bir tutkuyla bağlandıkları
görevlerini canları pahasına
yerine getirdikleri bir oluşumdu.
Hem maddi hem de manevi
bir güven sağlar; yaşadıkları
mahallelere, içlerindeki
insanlarla birlikte sahip
çıkarlardı. Duruşları, tavırları,
naraları ile akıllarda kalan
halleri hayranlık uyandırır;
tıpkı bugünün itfaiye erleri gibi
cesaret ve güvenin simgesi
olarak anılırlardı. Ağaçta
mahsur kalmış bir kediden, en
büyük can ve mal kayıplarına
kadar her durumda imdadımıza
koşan; belki de geçmişte
bir avuç gönüllü tarafından
başlatılan bir oluşuma borçlu
olduğumuz itfaiye teşkilatı,
insanın ateşe karşı verdiği
savaştaki gücünün kanıtıdır.
Ateşe “duman attıran”
kahramanlar hakkında anlatılan
hikayeleri dinleyip keyif alıyor
olmamız ise tarihte bıraktıkları
izlerin asla unutulmayacağının
ispatı.
taken. Along with the Tanzimat
Reform period, interventions
started in 1869 together with
municipalities. Tulumbas were
distributed to the neighborhoods
and local tulumbacı guilds were
established. The Military Fire
Brigade which was established
in 1874 and served until the
Republic period consisted of 4
regular and 1 navy battalions.
With the Republic, a new
structuring started on the 25th of
September which is celebrated
as the “Firemen Week”.
Tulumbacı guilds were
formations in which people
committed to their work came
together and carried out their
responsibilities at the risk of
their lives. They provided both
a financial and spiritual support
while also supporting their own
neighborhoods together with their
neighbors. Their posture, attitude,
and shouts evoked admiration;
they were shown as symbols of
bravery and trust just like the
fireman of today. Fire brigade
which was perhaps established
with a handful of volunteers runs
to our aid for every problem we
face from a kitten being stuck
in a tree to the largest disasters
and it is a proof of the strength of
men in their fight against fire. The
fact that we listen to and enjoy
the stories about brave men who
fight with fire is proof that the
marks they leave in history will
never be forgotten.
geçmiş zaman kipinde
the past tense
1...,40,41,42,43,44,45,46,47,48,49 51,52,53,54,55,56,57,58,59,60,...132
Powered by FlippingBook